Şehâdetinin 15.Yıldönümünde Yiğit Komutan Hattâb

19.03.2017 tarihinde Genel kategorisine eklenmiş, 920 Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

hattab

Tarih onu Allah yolunda ilerleyip öncü olan biri olarak hatırlayacak.
Arap Körfezinde varlıklı ve kültürlü bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Çok cesur , kuvvetli ve gözüpek bir genç olarak yetişen Hattab islam ümmetinin sıkıntılarını yakından takip ederdi.Babası sık sık diğer kardeşleriyle birlikte Hattab’ı dağa götürür zor şartlara hazırlardı.Çok çalışkan bir öğrenciydi.Bu dönemlerde islam ümmetinde önemli gelişmeler yaşandı. Afganistandaki Rus işgali, ilk intifadayı ateşleyen Filistin olayları dikkatini çekti. Buralardan gelen direniş haberleri Hattab’ın yüreğindeki cihad ateşini alevlendirdi. Müslümanlara yapılan zulümler onu derinden sarstı. Ve Afganistan’daki kardeşlerine yardım etmeye, onların yanına gitmeye karar verdi. Ailesiyle vedalaştı.(1988-1994) Hattab Afganistan’da kendisini savaş ve komutanlık üzerine geliştirdi. Bir mücahid, Hattabın ilk kez Celalabad daki eğitim kampına geldiğinde gördüğü zamanki izlenimlerini şöyle anlatıyor.“Celalabad daki eğitim kampı hemen hergün gelen ve gidenlerle dolup boşalıyordu. Ruslara karşı büyük bir operasyon hazırlığı içindeydik, eğitimini tamamlayanlar eşyalarını alıp cepheye gidiyorlardı. Biz cepheye gitmek için yola çıkarken yeni bir grup geldi. Hattabı ilk kez o zaman gördüm. 16-17 yaşlarında henüz sakalları yeni yeni çıkan uzun saçlı bir genç…Henüz gelmişti, ilk yaptığı şey kamp komutanlarına gidip kendisini cepheye göndermesi için yalvarmak oldu. Komutanlar gitmesine müsade etmediler. Yanına gidip kendisini tebrik ettim ve adını sordum. “ Ibn-ul-Hattab” la böylece tanışmış oldum. ”Hattab eğitimini tamamladıktan sonra cepheye gönderildi. Cephede çok önemli operasyonlara imza attı. Korkusuzluğuyla herkesi hayrete düşürdü. Sonraki 6 yılda, artık Hattab 20. yüzyılın gördüğü en cesur ve çetin mücahid kumandanları arasına girdi. Karşı saldırı ve ateşlerden kaçmaması ve yaralandığında acısını gizlemesi ile tanınır. Hem normal hem de özel Sovyet güçlerine karşı birçok operasyon, pusu ve baskınlarda bulunmuş ve 1988–1993 yılları arasında içlerinde Celalabad, Host ve Kabil ün ele geçirilmesininde (fethininde) bulunduğu Afganistandaki bütün önemli operasyonlara katıldı.Öyleki Celalabad fethedildiğinde bir polis karakoluna giren mücahidler hattab ile ilgili özel dosyalar elegeçirdiler.Onunla alakalı bilgiler, yaptığı operasyonlar bu dosyada sıralanmıştı.Afganistanda el yapımı bir el bombasını atarken elinde patlaması sonucu sağ elinin iki parmağını kaybetti. Mücahidler Peşaver’e gidip orada tedavi olması için ikna etmeye çalıştılar isede o, Hz.Muhammed (S.A.V.) efendimizin sünneti üzere yarasını biraz bal ile sarmış ve arkadaşlarının teklifini reddedmiş, bunun için Peşaver’e kadar gitmeye gerek yok demişti.TACİKİSTAN’A GİDİŞ

Komunistler bozguna uğrayıp, Sovyet ordusu Afganistanı terk etmek zorunda kaldığı zaman, Hattab ve bir grup arkadaşı bu sefer Tacikistan’da aynı düşmana karşı bir savaşın haberini aldılar. Bunun üzerine eşyalarını toplayarak bu grupla beraber 1993 yılında Tacikistanın yolunu tuttu. Tacikistanda 2 yıl boyunca karlı, dağlık arazide cephane ve mühimmat eksikliği içinde mücadele ettiler. Hattab kendisi tacikistana gidişini şöyle anlatıyor…‘’onlara yardım için geldiğimizi sölemiştik.Elhamdulillah onlara yardım imkanı bulduk.ilk birkaç ayımızı gerekli malzemeleri bulmak için harcadık.Hazırlanmakla meşgul olduk.Taciklerden sadece yetiştirmek üzere mücahid istedik.Onları her türlü bilgiyle donatmayı amaçladık. Hep onların yanında olduk.Yalnız bırakmadık. Bir hayrımız olduysa Allah içindir.

ÇEÇENİSTAN

Hattab ilk başlarda Çeçenistana gitmeye sıcak bakmıyordu. Orada kominizmin hakim olduğunu halkında kominist olduğunu sanıyordu. Daha sonra televizyonda alınlarında tevhid yazılı bandajlar taşıyan gençleri gördü. Arkadaşlarıyla Araştırma yapmaya karar verdiler ve Çeçenistan’a 2 haftalık bir ziyareti gündeme aldılar.Çeçenistana vardıklarında halkın müslüman olduğunu gören Hattab ve arkadaşları burada kalmaya karar verdiler. Amaçları buradaki insanları eğitmekti. İlk olarak 12 kişilik küçük bir grup kurdu. Bu gurup Dağısatanlı gençlerden oluşuyordu.Gençlerin din konusundaki gayreti onu cezbetti. Hattab onların bu hali karşısında şöyle diyor;‘’Vallahi çok şaşırdım, onları görünce sevinçten ağladım. Böyle bir dünyada böyle bir savaşta Allah’ın rızasını istiyorlar.’’Hattab Vedeno şehrini üst olarak seçti ve orada birlikler kurdu. Çeçenistandaki ilk operasyonunu Karaçoy da bir Rus konvoyuna düzenleyen Hattab ve arkadaşları 5 aracı ve 41 Rus askerini öldürdü.
Operasyon haberi kısa sürede duyuldu ve takdir topladı. Sonraki günlerde Hattab arkadaşlarıyla birlikte yeni operasyonların planlamasını yapmaya başladı.İki ay hazırlandıktan sonra çok kiritik bir zamanda bir konvoy daha vurdular. Sercenyurt da öldürücü bir darbe daha indirildi Ruslara ve tam 47 araç yok edildi. Resmi Rus kaynakları bu pusuda 26’sı rütbeli olmak üzere 223 Rus askerinin öldüğünü ve bütün araçların bertaraf edildiğini bildirmişti. Bu operasyon Moskovada 2 veya 3 Rus generalinin görevlerinden alınmasına sebeb olmuş ve Boris Yeltsin operasyonla ilgili haberleri Rus Parlementosunda bizzat duyurmuştu. Bu operasyonlar öyle etkili olduki ruslar dağlardan çekilmek zorunda kaldılar.Daha sonra Grozni operasyonuna katıldı.Birinci savaş son bulduktan sonra Şamil Basayev ile birlikte mücahidlerin eğitilmesi için bi kamp kurdular. Çeçen ordusuna bağlı bu kampta Kafkasya’nın her yerinden binlerce genç hem ilmi, hem askeri eğitim gördü. Şehid Zelimhan Yandarbiyev Hattabı şöyle anlatıyor;‘’O çok şevkatli bir komutandı. Halkla özel olarak ilgilenir onlara güzel muamele ederdi.Şehid ailerine sürekli yardım ederdi.İslami eğitime çok önem verirdi.kendi emrindeki askerlerle çocukları gibi ilgilenirdi.’’Hattab cihadın medya alanınada taşınması gerektiğine inanmaktadır. “Allah bizlere inanmayanların silahları ile savaşmamızı emrediyor. Onlar medya ve propaganda yolunu kullanıyorlar, öyleyse bizde kendi medyamızla onlara karşı savaşmalıyız” demiştir. Bu yüzden bütün operasyonlarının filmlerinin kaydedilmesine özen gösterir. Afganistan, Tacikistan ve Çeçenistandaki savaş görüntülerini içeren 100’lerce video kasetinin olduğu bilinmektedir. Düşman medyasının yalan, yanlış iddialarına yanıt olarak sadece sözlerin yetmeyeceğini ve video görüntülerinin de cevapta yer alması gerektiğini savunmaktadır.1996 yılının sonbaharında Rusya’nın Çeçenistan’dan çekilmesinden sonra Hattab Çeçenistan’da Milli Kahraman ilan edildi. Şamil Basayev ve Salman Raduyev gibi Çeçenistanın en büyük kumandanlarınında katıldığı bir törenle kendisine ‘Üstün Cesaret Madalyası’ takdim edilip ayrıca Çeçen Hükümeti tarafından General rütbesi ile onurlandırıldı. Cevher Dudayev şehadetinden önce hal ve davranışlarıyla Hattabı her zaman takdir ettiğini göstermiştir.Rusya Çeçenistandan çekilmesine rağmen baskılarını devam ettiriyordu. Dağıstan’a giren Rus birlikleri hem Dağıstan’da halkı katlediyor, hemde Çeçenistan’da terör eylemleri düzenliyordu. Çeçen komutanlara suikast girişimleri artmıştı. Dağıstanlı müslümanmlar onlardan yardım istemişti. Bütün bu gelişmeleri göz önünde bulundurarak Şamil Basayev ile birlikte bir birlik oluşturup Dağıstanda’ki Rus karargahına saldırdılar. Bu operasyon için Hattab şöyle diyor;‘’Ruslar 1 gecede 3 köyü yok ettiler bu köylerde 1000 den fazla çocuk 500 kadın vardı. Hepsini öldürdüler.Onlar vurunca susan dünya ve islam alemi biz bir saldırı yaptığımızda hemen ayağa kalkıyor ve bizi kınıyor. Bunu söyleyenler yanlış söylüyor. Eğer vurmaktan başka çareniz yoksa ne yapacaksınız! Bu operasyon 17 tane alimin ve Çeçenistan-Dağıstan meclisinin kararıyla gerçekleşmiştir.’’Hattab 22 Aralık 1997 tarihinde tekrar sahneye çıkmış, komuta ettiği 100 Çeçen ve yabancı mücahidden oluşan grubu ile Rusya içine 100 km sızarak 136. Mekanize Tugayı Merkezine saldırıda bulunmuştur. Bu baskında 300 Rus aracı bertaraf edilmiş ve birçok Rus askeri öldürülmüştür. Birisi Hattabın kumandanlarından olan Abu Bakr Aqeedah olmak üzere iki mücahid bu baskında şehit olmuştur.Ruslar 2.kez Çeçenistan’a girmişti. Ve ruslara karşı gerilla savaşı başlatıldı. Hattab bu gerilla savaşında çok önemli bir yere sahibti. Birçok çeçen mücahidi eğitti. Birçok öenmli operasyona imza attı. Argun ve Şali bölgelerine saldırılar düzenledi. 400 mücahid yaklaşık 20 saat yürüyerek operasyonun yapılacağı yere geldi. Gudermes yolunu 1 gün elinde tutan mücahidler grozniden gelen saldırı haberiyle tekrar atağa geçtiler. 13 araçtan oluşan başka bir konvoyu yok ettiler. Daha sonra bir Omon birliği de yok edildi. Ruslar şoktaydı. Diğer bölgelerdede yapılan operasyonlarla Çeçenistan Ruslara mezar olmuştu.Bu saldırılarda yüzlerce rus askeri ve yüzlerce araç imha edildi. Hattab Çeçenistan’a giden Türkiyeli müslümanlarlada yakından ilgilenirdi. Birgün Türkiyeli mücahidlerle otururken arkadaşlarına söylediği ‘’Türkiyeli kardeşlerime iyi bakın onlar benim dayılarımdır’’ sözü herkezi güldürmüştü.Onunla birlikte bulunan Türkiyeli kardeşlerden birisi bir anısını şöyle anlatıyor; ‘’birgün Hattab operasyon sonrası bizim bölgemize gelmişti. Bizimde yiyeceklerimizi sakladığımız kilere fare dadanmıştı. Bize onu yakalamak için küçük mayınlar döşemiştik. Küçük patlama sesleri ilgisini çekmişti ve bize sordu. Bizde durumu anlatınca çok şaşırmış hatta gülmüştü. Bu olaydan sonra herkeze ‘’ Türklerin yanına gitmeden muhakkak haber verin zira onlar fare yakalamak için bile mayın döşerler’’diyerek takılmıştı.Hattab zeki, cesur ve güçlü bir kişiliğe sahipti. Askerleri tarafından çok sevilen Hattab, kendisi ile oyun oynanmayacak birisi olarak tanınır. Askerleri ile yakından ilgilenir, onların kişisel problemlerini çözmelerinde yardımcı olur, onlara kendileri için alışveriş yapmaları için para verirdi.Bir alim onun için şöyle diyor; ‘’onun görünüşü kafire ve munafığa korku,müslümanlara ise ferahlık veriyordu!’’

ŞEHADETİ

Ve o yiğit savaşçı bir münafığın elinden şehadet şerbetini içti. O’nun ölümün hak olduğuna ve Allah’ın takdir ettiği zamanda geleceğine imanı sonsuzdu. Birçok kez ölüm tehlikesi atlatmasına rağmen bu güne kadar gelmemişti. Ve şehadet onu zehirli bir mektubla buldu. Onun şehadetini yanında bulunan bir kardeşimiz şöyle anlatıyor:”Birlikte oturuyorduk. Çok sevdiği bir arkadaşından mektub geldi. Mektubu açtı ve okumaya başladı. O sırada yemek yiyordu. Mektubu okuduktan bir süre sonra bir halsizlik başgösterdi. Ve arkasından yüksek ateş. Bizi çağırdı ve’’ beni okuyun galiba cinler musallat oldu’’ dedi. Okumaya başladık. Ertesi gün şiddetli bir kusma başladı. Zehirlendiğini anlamıştık. Onu tedavi etmek için uğraşıyorduk. Lakin zehir elinden yediği yiyeceğe oradanda vucuduna iyice yayılmıştı. Bi süre sonra görme melekesinide kaybetti.Tekrar bizi çağırdı ve ‘’ben şehid olacağım kağıt kalem getirin ve son vasiyetimi yazın’’ dedi bu sırada kan kusuyordu. Vasiyetini bitirdikten yaklaşık 3 saat sonra iyice ağırlaştı ve bi süre sonra şehadet getirerek şehid oldu.”Müminlerin komutanlarından ibnul Hattab bu şekilde Rabbine döndü. O’nun şehadeti başta Çeçenistan olmak üzere bütün islam coğrafyasında üzüntüyle yankılandı. Müslümanlar önemli bir komutanını kaybetmişti. Ama Hattab hayatında kendi gibi birçok mücahidi de yetiştirmeyi başarmıştı. Zalimlere öldürücü darbeler indirmişti.Onun hayatı bütün müslüman gençlere örnek bir hayattı. Dünyaya meyl etmeyişi, ümmet bilinci ve takvası ile herkeze örnekti. O yaşadığımız yüzyılın komuyanıydı. O da diğer kardeşleri gibi rabbine gitti. Rabbimiz onu firdevsinde ağırlasın ve onu peygamber efendimiz ve şehidlerimizle haşretsin inşallah…

‘’Allahtan istiyorum ki beni cehennem azabından korusun. Bana merhamet etsin ve cennetlerine yaklaştırsın. Ondan firdevs-i Ala’yı istiyorum’’ Şehid Komutan İbnul Hattab

Yusuf Ensar Çalışkan 05 Ocak 2006

Şehid Hattab’ın Oğluna Yazdığı Mektup

Çeçenistan’daki Rus işgaline karşı verilen mücadelede şehit düşen komutan Hattab’ın oğluna yazdığı mektup

Fırat Ergene / Dubai

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Salih, kutsal bir mücadele olan Çeçenistan’dan, benim sana olan tavsiyem budur. İslam tarihi sayfalarında sadece Allah yolunda verdikleri sözleri tutanlar şerefle kayıd edilmiştir. Onlar ise sözlerinde durarak söyledikleri gibi, savaşın olduğu yere gidenlerdir.

İnan bana oğlum, para inananları inaçlarından alıkoydu. İnananlar batılaştılar ve onların maaşlara tapıyorlar. Ancak, Allah’ın verdiği daha hayırlıdır.

Ve bu yanlış davranıştan dolayı insanlar sanki hayvanlaşmışlar. Yani, onlar sabah kahvaltıya kalkarlar, sonra işe giderler, sonra öğlen yemeğe giderler, sonra eve giderler ve sonunda yatarlar. Ve onların hayatlarında başka bir amaç ve hedef yoktur.

İnan bana Salih, onların amacı kendilerini zenginleştirmek ve о yolda ilerlerken problemlerden kendilerini sigorta etmek. Ancak, problemler hiçbir zaman bitmez. Evde, karısıyla, çocuklarıyla, ev problemi ve benzeri problemleri birini çözerler, arkadan diğeri başlar. Ve böylece onları çözerlerken hayatları sona erer, problemleri kalır.

Bu gün İslam ümmeti içerisinde her türlü insanlar mevcuttur: Alimler, talebeler, işadamları, mühendisler hatta hırsızlar ve haydutlar. Ancak, Tevhid ehli ve Cihad ehli askeri azdır.

İnan Salih, bu gün Cihad zamanıdır. Küfr ümmeti çok dikkatli çalışmaktadır. İslam ümmeti ise keskin bir kılıca muhtaçtır.

Allah, bu zamanda da İslam ümmetine merhamet ederdi, Peygamber efendimizin (s.a.v.) ve ashabın ve onların yolunda devam edenlerin zamanından bahis etmiyorum.

Biz gördük, dünyanın en fakir olan milleti Sovyet birliğini nasıl yok ettiğini ve en az olan milletin ise Rusya’nın kalbini kırdığını. Ben bunlarla yaşamasaydım, belki ben de inanmazdım.

İnan Salihim, ölümünü kendin seçebilirsin şahadetini isteyerek cihat yolunda. Ama Allah daha iyi bilir. Allah’a tevekkül et ve ölümüne dimdik karşı koy hayat da о zaman sana gelir. Allah’a olan ümidini yetirme ve ona tüm kalbinle inan. Biz insanlar Allah’a inanırız ve yine de zafer gelir mi acaba diye şüpheleniriz? İnsanlar her zaman şüpheli davranırlar. Körfez savaşından beri, kafir uçakları tankları çoğu insanların kalplerinde korku bırakmıştır.

Körfez savaşı, Afganistan’da Rusya’ya karşı kazanılan savaşdan sonra Müslümanların kalplerine inen inanç ve cesareti yok etmeye yetti. Düşmanların silahlı kuvvetleri Allah’a inanan az bir insanlara karşı yenilgiye uğradıktan sonra, Orta Doğuya tüm yerlere yerleşip Muhammed ümmetini korkutmaya başlamışlardır. Saddam’a ve askerlerine bir şey olmuyordu. Ama Batı gittikçe vahşileşerek Müslümanları korkutarak onları tüm sahip olduklarına el koyarak devam ettiler ve biz buna karşı koymayı borç bildik. Ve hala bu savaş 18 yıldır devam etmektedir.

Salih zaman gelir sen de ölümle karşı karşıya kalırsın. O halde Allah’a yönel ve O’nun yolunda cihat et. O, bu dünya’da ve öbür dünya’da da bir şereftir. Canım benim! Sen hala çok küçüksün. Ama biz sana ve senin yaştakilere bir yol gösterdik ki bunu bize bizim nineler gösteremezdi. Biz önce Allah’a ve sonra size inanıyoruz. Siz, bu ümmettin umudusunuz.

Maalesef, bu gün gençler televizyonun ve futbolun ve benzeri şeylerin ve arabaların kölesi olmuşlar. Boşu boşuna ölmekten kork ve Allah’tan sonunu hayırlı olmasi için dua et. Allah yolunda cesedini parçalanarak ölmek, mahşer’de seni Peygamber efendimizle (s.a.v.) beraber kılar.

Benim için en büyük hediye, Elhamdulillah, senin bu cihat topraklarında dünyaya gelmendir. Senin anne tarafı akrabalar birileri şehit edildi, birileri benimle hala savaşmaktalar, birileri Ruslara esir düştüler. Onlar ilk Dağistan’da şeriatı ilan edenlerdendirler. Ben hatırlıyorum, о zamanlarda onların bulundukları köyler, Ruslar tarafından çembere altına alınmıştı ve biz onlara yardıma koştuk ve beraberce orada kafirleri dize getirdik.

Çeçenistan’da о zaman senin annen hala seni karnında taşıyordu. Ve uçaklar bizim toprağımızı her yerde bombalıyordu ve yakıyordu. Ve onun için, Allah’a şükür et ki sen karnındayken cihadın seslerini duymaya başladın. Senin annen ise bir yerde öbür yere koşardı. Canım benim, lüks bir hayatı hiç düşünme çünkü seni her yerde küfür ümmeti takip edecektir ve sana rahat vermeyeceklerdir. Sen ise babanın yoluna devam et ve şerefli bir yol seç. Çoğu senin babanın arkadaşları da bunu seçtiler ve şehit oldular veya esir düştüler. Sen ise onlar’dan daha iyi değilsin. Hayatında ciddi bir karar al ye Allah’a inanarak ve zafere inanarak devam et. Boş konuşmalara kulak verme, çok soru da sorma. İlim ara ve onu uygula ve Allah’ın kitabını öğren. Küçükken bunları yap sonra Allah’ın yolunda cihad’a hazırlığını yap.

Oğlum benim! Bilmem, cihadda beraber olur muyuz. Belki sen tek başına olursun, ben ise mezarda. Ama bu bir komutanın askere olan bir tavsiyesidir, benim için bir rahmet ol, bana dua et ve Salih bir evlat ol ki, ölenler ancak salih evladın duasını alırlar. Peygamberimiz de böyle söylemiştir.

İsterim ki, Allah’ım koru onu! Bu ümmete faydalı ve bu dini korumaya güç ve cesaretini ver ona! Ve senin sonsuz rahmetinden rahmet eyle ona! Allah’ım düşmanlarından koru onu! Ve fakir babasına ve annesine şefaatçi kıl onu! Allah, inanmayanlara karşı senin şerefini ve gücünü yükseltsin!

Allahu Ekber

Senin baban, Hattab

İlgili Terimler : , , ,
Yazar Hakkında
imamoglumehmet

Yazar : imamoglumehmet

Yazar Hakkında : Ankara 1973 doğumluyum. Mamak İmam-Hatip Lisesinden 1991’de mezun oldum. 1996’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden İyi dereceyle mezun oldum. 1996’da Artvin’de öğretmenliğe başladım. Hâlen Ankara Keçiören Anadolu İmam-Hatip Lisesinde Meslek Dersleri öğretmenliği yapmaktayım.

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

Sitemizde En Çok Okunan İçerikler

Hangi Mevlânâ, Gerçek Mevlânâ? Mevlânâ[1] ve Mevlevilik Türkiye‘de öteden beri ilgi gören bir
İslâm’da Tesettür Hicret İMAMOĞLU Yeryüzünde insanca ve müslümanca bir hayat sürdürmemiz için
Rabbânî Âlim Abdulfettah Ebû Gudde (Rh.a) Hz. Muhammed Efendimizin: “Ümmetimden kıyamete kadar hak üzere sebat
Rukye Tedavisi Ve Muska Takmak Üzerine Notlar İnsan dünyaya gelişinden itibaren imtihan süreci işlemektedir. İnsanın dünya

Sitemizde En Çok Yorumlanan İçerikler

Hangi Mevlânâ, Gerçek Mevlânâ? Mevlânâ[1] ve Mevlevilik Türkiye‘de öteden beri ilgi gören bir
İrtidat ve Yeni Dünya Düzeni
İrtidat ve Yeni Dünya DüzeniDr. Mehmet SÜRMELİ Dinin, “ hayat tarzı” olduğunu düşünürsek günümüzde
Ilımlı İslam(!)’ın Şövalyesi: Fethullah Gülen Ubeydullah TOPRAK ‘Ilımlı İslam’, adından da anlaşılacağı üzere, İslam Dini’ni
Hangi Selefilik? Yunus Dinçkan / Ümmet-i İslâm Son yıllarda yaygınlık kazanan ve

Son Yapılan Yorumlar

  • Videolar

    Düğün Sohbeti

    Suriye ve Mısır'daki Kardeşlerimiz İçin Dua

    Ahir Zaman Müslümanına Notlar

  • RSS Bilinmeyen besleme

  • Arşiv

  • Etikeler

  • Tavsiye Siteler

  • Ziyaretçiler

  • En Çok Okunan Yazılarım

  • Sosyal Medya’da Paylaşın