Ramazanın Bağrında Bir Mübârek Gece: Kadir Gecesi

23.04.2022 tarihinde Genel kategorisine eklenmiş, 183 Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

Mübarek geceler diye bilinen ve husûsi ibadetlerle geçirilen geceler içerisinde Kur’an’da ismi geçen tek gece Kadir gecesidir. Kadir gecesinin kadri ve şerefinin yücelmesi, Kur’an-ı Kerim’in bu gece Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e inzali ile olmuştur. Diğer bir yaklaşımla da Kur’an, Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına bu gecede indirilmiştir.

Kur’an’ın bu gece inmeye başlaması Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ikaz görevini doğrulukla yapması için önem arz etmektedir. Çünkü O (s.a.s.), her emri önce kendi nefsinde uygulardı. Nefse uygulamanın en uygun vakti de şüphesiz gece vakti idi. Bu gecenin bereketine, kıymetine ve faziletine o kadar değer verilmiştir ki, Allah (c.c.) bunun için müstakil bir sûre olarak Kadir sûresini indirmiş ve yine O’nun kutsiyetini bildirmek için de beş ayet olan bu sûrede üç defa “Leyletül Kadr”/ “Kadir gecesi” ifadesini zikretmiştir.  “Biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik”[1]ayeti “ Biz Kurʹan’ı Kadir gecesinde, yani Kadir gecesinin fazileti ve şerefinin beyanı hususunda indirdik”[2] şeklinde de olabilir. Burada hem inen Kur’an’a hem de Kur’an’ın indiği gecenin büyüklük ve azametine işaret vardır. Bundan dolayı tefsirciler der ki: Şerefi, yüceliği ve kadrinden dolayı bu geceye “Kadir gecesi” denilmiştir.

Kadir gecesinin mübarek sayılması, şüphesiz içinde cereyan eden olaylardan kaynaklanmaktadır. Bunların en önemlisi: Kur’an-ı Kerim’in o gece indirilmesi ve ilahi takdirlerin o gecede tevdi edilmesidir. Buna binaen Kadir gecesi hüküm gecesidir. İlahi takdirce belirtilen hükümler Kadir gecesinde takdir edilir. Bu anlamda Kadir gecesine “takdir gecesi” de denir. Esasen işlerin ve hükümlerin ezelde takdir edilmesine binâen, buradaki söz konusu olan takdir, önceden tespit edilen kader programının yerine getirilmesiyle ilgili olan takdirdir. Bundan dolayıdır ki, insanın idraki bu gecenin büyüklüğünü ve kıymetini anlamada yetersiz kalır. Çünkü Allah (c.c.); “Bilir misin  nedir Kadir gecesi”[3] diyerek bu gerçeği ifade eder.

Allah(c.c.)‘ın Kur’an‘ı indirmeye başlamak için o geceyi seçmesi bile büyük bir gece olduğunu göstermektedir. Meleklerin bile o gece inerken, “Tenezzelü” fiil sigasına binâen; o gece o kadar çok melek, o kadar ciddi bir arzu ile iner ki, hep birlikte bir turnikeden geçiyorlarmış gibi adeta bir sıkışıklık ve zorluk yaşarlar. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem‘in, bu geceyi araştırmamız hususunda bizlere ciddi telkinleri olduğunu görmekteyiz. Buhari’de yer alan bir hadiste Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kadir gecesini Ramazanın son on gecesinde arayın”[4] buyurmuş ve yine “Kim kadir gecesini imanla ve sevabını Allah’tan bekleyerek ihya eder değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır”[5]diyerek, İslam’ın sadece dış görünüşe önem veren şekilci bir din olmadığını, bunun için gecenin kutlanmasında “iman etmeyi ve sevabını Allah (c.c.)’tan beklemeyi” şart koşmuştur.

Kadir gecesi, kendisinde Kur’an nazil olduğu için Allah katında mübarek olduğuna hükmedilmiş bir gecedir. Kadir gecesi sadece Kadir sûresinde değil, aynı zamanda Duhan sûresinde de kendisine işaret edilmiş bir gecedir: “Biz onu kutlu bir gecede indirdik. Çünkü Biz haktan yüz çevirenleri uyarırız. O, öyle bir gecedir ki her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir” [6] ayeti ile ifade edilerek kıymeti ve hükmü Allah (c.c.) katında açıklanmıştır.

Allah (c.c.) Kadir gecesinin hangi gece olduğunu bildirmemiştir. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ben size Kadir gecesini haber verecektim ama bu iki şahsın tartışması sebebiyle bana o gecenin hangi gece olduğu unutturuldu. Umulur ki böylesi sizin için daha hayırlıdır. İyisi mi siz Kadir gecesini Ramazanın son dokuz, yedi ve besinci gecelerinde arayınız” [7]diyerek, Allah (c.c.)’ın, bazı şeyleri bir takım hikmet ve maslahatlara binâen gizlediğini ifade etmiştir. Çünkü Allah (c.c.) bildirilmeyen gaybî hususlarda sürpriz mükâfatlar vaat etmiştir. Buna binâen, Allah (c.c.) belirlenen şeyin dışındaki unsurların kıymetini düşürmemeyi murad etmiştir. Yani, Kadir gecesi belli olsaydı, Ramazan’ın diğer geceleri gerektiği şekilde değerlendirilemeyebilirdi. Cuma gününde icabet saati belli olsaydı, diğer saatler duayla, zikirle geçirilmezdi. Ecel bilinseydi, bütün bir ömür gaflet içinde geçerdi ve ölüme yakın vakitlerde ahiret için çalışmaya başlanırdı. Dolayısıyla bir şey gizli kalmakla o şeyin etrafındaki diğer unsurlar da kıymet kazanır ve değerlendirilir.

Binaenaleyh, Kadir gecesinin gizlenmesindeki hikmet, ölüm vaktinin ve kıyamet gününün gizlenmesindeki hikmet gibidir. Bu hikmete binâen bundan maksat müminlerin uyanık ve teyakkuz halinde devamlı Allah (c.c.)’a teveccühte bulunmalarıdır. Yoksa bütün bir sene bekleyip, sadece Ramazan’ın yirmi yedinci gecesini ihya etmek ve böylece Allah (c.c.)’ın Kadir gecesini layığı ile değerlendiren insanlara lütfettiği ihsanlara mazhar olmak mümkün değildir. Onun için İmam Ebû Hanîfe diyor ki, “Kadir gecesi sadece belli gecelerde değil, senenin üç yüz altmış beş günü içindeki her bir gecede aranmalıdır. Siz üç yüz altmış beş geceyi layık olduğu şekliyle ihya ederseniz, Allah (c.c.) da sizlere ihsan ve iltifatlarda bulunur.” Binaenaleyh, hadisin ifadesiyle, “Allah katında amellerin en faziletlisi, az da olsa devamlı olanıdır”[8] kaidesince her geceyi Kadir bilerek değerlendirmek bu manada çok ehemmiyet arz etmektedir.

Üstad Mevdûdî de, Kadir gecesinin faziletlerinden feyiz alınabilmesi, insanların bir gecelik ibadetle yetinmeyip daha fazla gecede ibadet etmeleri için Allah (c.c.)’ın, Kadir gecesine belli bir geceyi tayin etmediğini söyler.[9]

Buraya kadar anlaşılan o ki, Kadir gecesinin belirsizliğinin hikmeti üzerinde duran âlimler, bu durumun gecenin feyzinden daha çok istifade etmek adına uygun olduğunu söylemişlerdir. Zira Kadir gecesinin bilinmesi halinde insanlar, sadece o geceyi ihya etmekle yetinebilirlerdi. Bu şekilde kısmî belirsizlik sayesinde müminlerin Kadir gecesi ümidiyle bütün Ramazan gecelerini ibadetle geçirmeleri söz konusu olmuştur

    Esasen, Kadir gecesine mahsus farklı bir ibadet şekli yoktur. Her ne kadar bazı tâli kaynaklarda nafile olarak 100 rekâtlık bir Kadir gecesi namazından bahsedilmekte ise de, bunun sünnete dayanan makbul bir yönü yoktur. Bu, asr-ı saadetten sonraki dönemlerde halk arasında yayılmış bid’at bir namaz şeklidir. Dolayısıyla Kadir gecesinde kılınacak nafile namazların belirli bir şekli yoktur. Asıl maksat, bu gecede içimizi Allah’a dökerek, kendi küçüklüğümüzü ve O’nun büyüklüğünü haykırmak ve sonsuz merhamete nail olmaya çalışmaktır. Bu cümleden olarak, elden geldiğince Kur’an okunmalıdır. Kur’an’da geçen dua ayetlerinin yanı sıra Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e salât ve selam okunmalıdır. Hassaten  Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) annemizden naklen şu duâyı çokça tekrarlamalıyız: Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:   “Ey Allah’ın Rasûlü dedim, şâyet Kadir gecesine tevâfuk edersem nasıl dua edeyim?”
Şu duayı okumamı söyledi:
 وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]قُلْتُ يَا رَسُولَ اللّهِ: إنْ وَافَقْتُ لَيْلَةَ الْقَدْرِ مَا أدْعُوا بِهِ؟ قَالَ: قُولِى اللَّهُمَّ إنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَعْفُ عَنِّى[. أخرجه الترمذي وصححه.الفصل السابع عشر 

Allah’ım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet.)
(Tirmizî, Da’avât 89, (3508)

Kadir gecesinin ihyâsı ile ilgili olarak Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den bu dua haricinde herhangi ibadet tavsiye edilmemiştir. Fakat bir Müslüman, belli bir sayı ve şekli bağlı kalmadan geceyi ibadet ve zikirle (sahih tesbihat, Kur’an tilaveti) , normal gecelerde yaptığı ibadet ve amelleri yapmasında da bir beis yoktur. Kur’an ve Sünnette belirtilmeyen , aslı olmayan sayılarda namaz, tesbihat ve çeşitli ibadetler bid’attir. Aslı astarı yoktur. Velev ki güzel gibi görünsede….!

Sonuç olarak; Kur’an’ın inmesiyle bu kadar değer kazanan geceyi, başka ibadetlerle değerlendirip, fakat Kur’an okumamak, Kur’an’dan habersiz yaşamak bu gecenin önemini anlamamak demektir. Çünkü Kadir gecesini Kadir gecesi yapan, bin aydan daha hayırlı yapan Kur’an’ın bu gece inmesidir. Mademki, bu geceyi bin aydan hayırlı yapan şey Kur’an’ın bu gecede inmesidir, öyleyse mü’mine düşen şey bu geceyi bir milat kabul ederek; önce iyi seviyede Kur’an öğrenmek, sonra manasını bilmek, sonra da bilip öğrendiklerini hayatta pratiğe dökmektir.

Allah (c.c.) insanı değerli bir varlık olarak yarattığı, bu değerli varlığı da sevdiği ve bir yere konumlandırdığı için, böyle sevdiği birine de Kadir sûresi vesilesi ile Kadir gecesi gibi bir geceyi hediye etmiştir. Burada Kadir gecesinin Kadir suresi ile isimlendirilmesi Allah (c.c.) katında ne kadar azim bir değere sahip olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Kadir gecesi İslam’ın yeryüzüne doğduğu gecedir. Buradan hareketle bir Müslümanın hayatında dönüm noktası olmalı, sıradan bir gece olmamalı ve alışılagelmiş şekli ibadetlerle geçiştirilmemelidir. Burada önemli olan geceyi ihya etmek; sadece bu gece sabaha kadar ibadet etmek demek değil, ömrün kalan kısmının bu geceye uygun olarak ayarlanmasıdır. Geçmiş peygamberler ve kendilerine verilen kitaplar belirli kavimlere belirli zaman ve mekân için gönderilmiş olmalarına karşılık, Kur’an kıyamete kadar gelecek bütün insanlığa gönderilmiştir. Bu Kur’an’ın indiği geceyi ibadet, taat ve Kur’an okumakla geçirdiği için, Muhammed ümmetinin bir gecesi bin aydan hayırlı olmuştur. Kadir gecesi aslında ömrü uzatmak için bir fırsattır. Kim ki geceyi değerlendirirse on defa, 82 yıllık bir hayat yaşamış olacaktır. Önemli olan ömrün uzun olması değil amellerin güzel olmasıdır. Yani yaşanılan hayatın iyi değerlendirilip, dolu olmasıdır.

DİPNOTLAR:

[1] Kadir, 1

[2] Kurtubî, el-Câmiul Ahkamul Kur’an, C.19, s.130,  Buruç Yay.

[3] Kadir, 2

[4] Buhârî,  Leyletü’l-Kadir: 4

[5] Buhârî, İman: 25

[6] Duhan, 44/3-4

[7] Buharî,Leyletu’l-Kadr 5

[8] Buharî, Rikâk,18; Müslim, Sünen, Salâtu’l-musâfirîn, 216

[9] Mevdudi, Tefhimu’l-Kur’an, c.7, s. 180-181, İnsan Yayınları

İlgili Terimler : ,
Yazar Hakkında
imamoglumehmet

Yazar : imamoglumehmet

Yazar Hakkında : Ankara 1973 doğumluyum. Mamak İmam-Hatip Lisesinden 1991’de mezun oldum. 1996’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden İyi dereceyle mezun oldum. 1996’da Artvin’de öğretmenliğe başladım. Hâlen Ankara Keçiören Anadolu İmam-Hatip Lisesinde Meslek Dersleri öğretmenliği yapmaktayım.

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

Sitemizde En Çok Okunan İçerikler

Hangi Mevlânâ, Gerçek Mevlânâ? Mevlânâ[1] ve Mevlevilik Türkiye‘de öteden beri ilgi gören bir
İslâm’da Tesettür Hicret İMAMOĞLU Yeryüzünde insanca ve müslümanca bir hayat sürdürmemiz için
Rabbânî Âlim Abdulfettah Ebû Gudde (Rh.a) Hz. Muhammed Efendimizin: “Ümmetimden kıyamete kadar hak üzere sebat
Rukye Tedavisi Ve Muska Takmak Üzerine Notlar İnsan dünyaya gelişinden itibaren imtihan süreci işlemektedir. İnsanın dünya

Sitemizde En Çok Yorumlanan İçerikler

Hangi Mevlânâ, Gerçek Mevlânâ? Mevlânâ[1] ve Mevlevilik Türkiye‘de öteden beri ilgi gören bir
İrtidat ve Yeni Dünya Düzeni
İrtidat ve Yeni Dünya DüzeniDr. Mehmet SÜRMELİ Dinin, “ hayat tarzı” olduğunu düşünürsek günümüzde
Ilımlı İslam(!)’ın Şövalyesi: Fethullah Gülen Ubeydullah TOPRAK ‘Ilımlı İslam’, adından da anlaşılacağı üzere, İslam Dini’ni
Hangi Selefilik? Yunus Dinçkan / Ümmet-i İslâm Son yıllarda yaygınlık kazanan ve

Son Yapılan Yorumlar

  • Videolar

    'Mü'minûn Sûresinden Âhiret Sahneleri' Sohbeti

    Lokman Aleyhisselâm'ın Öğütleri (1)

    Lokman Aleyhisselâm'ın Öğütleri (2)

    Âl-i İmrân Sûresi 190-195. âyetin tefsiri

    Düğün Sohbeti

    Suriye ve Mısır'daki Kardeşlerimiz İçin Dua

    Ahir Zaman Müslümanına Notlar

  • RSS Bilinmeyen besleme

  • Arşiv

  • Etiketler

  • Tavsiye Siteler

    Islah Haber

    İmam Buhari Vakfı

    http://imambuharivakfi.org/

    İyiliğe Çağrı Yardım Derneği

    https://iyiligecagri.org.tr/

     

     

  • Ziyaretçiler

  • En Çok Okunan Yazılarım

  • Sosyal Medya’da Paylaşın