Muharrem Ayı ve Onda Tutulan Oruçlar Hakkında

29.07.2022 tarihinde Genel kategorisine eklenmiş, 1.320 Kişi Okumuş ve 0 Yorum Yapılmış.

SORU: Hocam bir tasavvufi kaynakta “Zilhiccenin son günüyle Muharremin ilk gününü oruçlu geçiren kişiye Allah Teâlâ elli senelik kefaret yazar.” rivâyetini okudum. Bu rivâyetin aslı astarı var mıdır? Bir de Muharrem ayın ve onda tutulabilecek oruçlar hakkında bilgi verir misiniz?

CEVAP: Muharrem, hicrî yılın ilk ayıdır. Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan; kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarına gelen muharrem savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birinin adıdır. Muharrem kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de ay ismi olarak zikredilmemekle birlikte saldırıya uğrama durumu hariç savaşın haram olduğu aylardan söz edilerek bu aylara saygı gösterilmesi emredilmiştir. (Bakara, 191, 194, 217) Muharrem ayının hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmesi Hz. Ömer’in hilâfeti döneminde, hicretin 17’nci yılında Hz. Ali’nin önerisiyle bir karara bağlanmasıyla gerçekleşmiştir. Hicretin olduğu yıl, hicrî takvimin birinci yılı ve o yılın Muharrem ayı da Hicrî Kamerî takvimin birinci ayı olarak kabul edilmiştir.

Muharrem ayını önemli kılan sebeplerden biri de Rasûlullah’ın bu aya dair buyurduğu sözlerdir. Ebû Hüreyre’den (r.a) rivâyet edilen hadis şöyledir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan orucundan sonra orucun en faziletlisi, Allah’ın ayı olan Muharrem ayı orucudur!”[1]Bu ay ile ilgili diğer bir rivayet de; Bir zat Rasûlullah’a (s.a.v.) geldi ve sordu: “Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?” Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir.[2]

Rivâyetlerden de anlaşıldığı üzere Rasûlullah bizatihi kendisi bu ayın önemine vurgu yapmıştır. Muharremin “Allah’ın ayı” diye nitelendirilmiş olması, onun değerini anlatmak içindir. Muharrem ayında tutulacak orucun fazileti iki şekilde yorumlanmıştır. Birincisi, söz konusu fazilet, hadisin ifadesinden anlaşıldığına göre, muharrem ayının herhangi bir gününde tutulacak nâfile oruç için geçerlidir. İkincisi, ondan maksat, o ayda bulunan aşure gününde tutulacak oruçtur. Muharrem ayı söylenmek suretiyle onun bir parçası olan aşure günü kastedilmiştir. Muharrem ayının onuncu gününe Âşûrâ günü, Hz. Peygamber’in emriyle tutulan bu oruca da “Âşûrâ Orucu” denmektedir.[3] Esasen Âşûrâ gününü Müslümanlar açısından değerli kılan, bugüne ait rivayet edilen hadislerdir. Özellikle Peygamber Efendimizin bu günde oruç tutmuş olması ve bunu ashabına emretmiş olması İslam âlemi açısından bugünü önemli kılmıştır. Konuyla ilgili rivayete göre Hz. Muhammed (a.s.) Medine’ye hicret edince Yahudilerin Âşûrâ gününde oruç tuttuklarını gördü. Bu durumu onlara sorunca onlar şöyle dediler: “Bu gün kutsal bir gündür. Bu günde Allah Hz. Mûsâ ve İsrailoğullarını düşmanlarından kurtardı. Mûsâ bugünde oruç tuttu.” Bunun üzerine Allah Rasûlü: ” Biz Mûsâ’ ya sizden daha layıkız”. diyerek bugünde hem kendisi oruç tuttu, hem de başkalarına tutmalarını emretti.[4]

Lâkin bu tavsiye Ramazan orucu farz kılınana kadar sürmüş daha sonrasında ise Efendimiz bu günde oruç tutulması konusunda ashabını serbest bırakmıştır. Konuyla ilgili rivâyet şöyledir: “Câhiliye devrinde Kureyş, Âşûrâ gününde oruç tutardı. Hicretten önce Hz. Peygamber (asv) de Âşûrâ orucu tutardı. Medine’ye hicret ettikten sonra bu oruca devam etti; ashabına da tutmalarını emretti. Ertesi yıl, Ramazan orucu farz kılınınca, Âşûrâ günü orucunu bıraktı, isteyen bu orucu tuttu, dileyen de bıraktı.” [5]

Konuyla ilgili diğer bir rivayet ise Ebû Katade kanalıyla gelen şu rivayetttir: “Arefe günü oruç tutmak geçmiş ve gelecek olmak üzere iki yıla kefarettir, Âşûrâ orucu ise geçmiş bir senenin (günahına) kefarettir.[6] Burada günahların kefaret olayını âlimler küçük günahlar olarak yorumlamışlardır. Nevevî bu konuda “Âşûrâ orucu tüm küçük günahlar için kefarettir ancak büyük günahlar hariç” demiştir.[7]Ayrıca neden arefe günü iki yıllık günaha kefaretken Âşûrâ orucu bir yıllık günaha kefarettir sorusunu tartışmışlar ve cevap olarak Arefe gününün Hz. Muhammed’in şeriatından, Âşûrânın ise Hz. Mûsâ’nın şeriatından olduğu görüşünü sunmuşlardır. Bir amelin günahlara kefaret olması sağlıklı bir ibare midir diye başka hadislere arz edildiğinde Rasûlullah’ın farklı amelleri de bildirdiği görülmüştür. Mesela Rasûlullah, zorluklara rağmen güzelce abdest almak, mescitlere çokça gitmek ve bir namazdan sonra diğerini kılmayı hevesle beklemek, büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde namaz kılmak, dua etmek, Kâbe’yi tavaf etmek, Hacerülesved’e ve Kâbe’nin Rükn-i Yemânî denilen köşesine el sürmek, sadaka vermek, iyiliği emretmek ve kötülükten men etmek, Allah yolunda öldürülüp şehit olmak gibi birçok güzel amelin günahlara kefaret olacağını bildirmiştir.

Son olarak başta sorduğunuz “Zilhiccenin son günüyle Muharremin ilk gününü oruçlu geçiren kişiye Allah Teâlâ elli senelik kefaret yazar.” şeklindeki bir rivayet tamamen uydurma olup, hiçbir sahih hadis kaynağında geçmemektedir. Böyle bir orucu sünnet niyetiyle tutmak, bid’attir.

DİPNOTLAR

[1] Müslim, “Sıyâm”, 202-203; Ebû Dâvûd, “Savm”, 55.

[2] Tirmizî, “Sıyâm”, 40

[3] Yusuf Şevki Yavuz, “Âşûrâ”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, (İstanbul: TDV Yayınları, 1991), 4: 25.

[4] Buhârî, “Savm”, 69.

[5] Buhârî, “Eyyamul-cahiliyye”, 56; Müslim, “Sıyâm”, 113; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6: 62

[6] Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5: 290; Tirmizî, “Sıyâm”, 3: 126.

[7] Ebû Zekeriyyâ Nevevî, el-Mecmû‘, nşr. Muhammed Necip el-Medı’, (Mektebetu’l-İrşat, ts.), 6: 382.

Yazar Hakkında
imamoglumehmet

Yazar : imamoglumehmet

Yazar Hakkında : Ankara 1973 doğumluyum. Mamak İmam-Hatip Lisesinden 1991’de mezun oldum. 1996’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden İyi dereceyle mezun oldum. 1996’da Artvin’de öğretmenliğe başladım. Hâlen Ankara Keçiören Anadolu İmam-Hatip Lisesinde Meslek Dersleri öğretmenliği yapmaktayım.

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Yorumlar
İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

Sitemizde En Çok Okunan İçerikler

Hangi Mevlânâ, Gerçek Mevlânâ? Mevlânâ[1] ve Mevlevilik Türkiye‘de öteden beri ilgi gören bir
İslâm’da Tesettür Hicret İMAMOĞLU Yeryüzünde insanca ve müslümanca bir hayat sürdürmemiz için
Rabbânî Âlim Abdulfettah Ebû Gudde (Rh.a) Hz. Muhammed Efendimizin: “Ümmetimden kıyamete kadar hak üzere sebat
Rukye Tedavisi Ve Muska Takmak Üzerine Notlar İnsan dünyaya gelişinden itibaren imtihan süreci işlemektedir. İnsanın dünya

Sitemizde En Çok Yorumlanan İçerikler

Hangi Mevlânâ, Gerçek Mevlânâ? Mevlânâ[1] ve Mevlevilik Türkiye‘de öteden beri ilgi gören bir
İrtidat ve Yeni Dünya Düzeni
İrtidat ve Yeni Dünya DüzeniDr. Mehmet SÜRMELİ Dinin, “ hayat tarzı” olduğunu düşünürsek günümüzde
Ilımlı İslam(!)’ın Şövalyesi: Fethullah Gülen Ubeydullah TOPRAK ‘Ilımlı İslam’, adından da anlaşılacağı üzere, İslam Dini’ni
‘İhyâ mı İmhâ mı? Kitabımız Çıktı  ‘Tevhîd akidesini muhafaza ederek, ilim öğrenmek, ilim öğretmek, Şerîat’e

Son Yapılan Yorumlar

  • Videolar

    'Mü'minûn Sûresinden Âhiret Sahneleri' Sohbeti

    Lokman Aleyhisselâm'ın Öğütleri (1)

    Lokman Aleyhisselâm'ın Öğütleri (2)

    Âl-i İmrân Sûresi 190-195. âyetin tefsiri

    Düğün Sohbeti

    Suriye ve Mısır'daki Kardeşlerimiz İçin Dua

    Ahir Zaman Müslümanına Notlar

  • RSS Bilinmeyen besleme

  • Arşiv

  • Etiketler

  • Tavsiye Siteler

    Islah Haber

    İmam Buhari Vakfı

    http://imambuharivakfi.org/

    İyiliğe Çağrı Yardım Derneği

    https://iyiligecagri.org.tr/

     

     

  • Ziyaretçiler

  • En Çok Okunan Yazılarım

  • Sosyal Medya’da Paylaşın